SWOT Testi: Kayseri’de Bir Genç Yetişkinin Duygusal Yolculuğu
Bir Sabah, Bir Başlangıç
Hayatımda o kadar çok “ne yapmalıyım?” anı var ki… Kayseri’nin soğuk, rüzgarlı sabahlarından birinde, şehrin merkezinde yürürken önümdeki kafede bir reklam dikkatimi çekti. Büyük harflerle yazılmıştı: “SWOT testi, hayatını yeniden keşfet!” İşte o anda bir şeylerin değişeceğini hissettim. Sabahın o erken saatlerinde, kafede oturmuş, kahvemi yudumlarken birdenbire bir amaç bulmuş gibi hissettim. O an sadece bir şey vardı aklımda: Bu testi yapmam gerek.
Ne kadar da kaçtım duygularımdan, ne kadar da görmezden geldim. Kayseri’deki o kararmış kış günlerinde, içimde bir boşluk vardı. Sadece işimle, sevdiklerimle ya da günlük sıradan rutinimle ilgileniyordum. Ama bir şeyler eksikti. O anda o reklam bana, bir nevi kaybolmuş yolumu bulmam gerektiğini söyledi.
SWOT Testi Nedir? Ve Neden Bu Kadar Önemli?
SWOT testi, her ne kadar profesyonel bir analiz aracı gibi görünse de, aslında bir kişinin içsel gücünü keşfetmek için harika bir yol. SWOT, dört temel unsuru içeriyor: Güçlü yönler (Strengths), Zayıf yönler (Weaknesses), Fırsatlar (Opportunities), ve Tehditler (Threats). Bir işyerinde ya da stratejik kararlar alırken kullanıldığını duymuştum ama işin doğrusu, bu testin bana hayatımda ne kadar büyük bir rol oynayabileceğini o gün anlamadım.
Kayseri’nin o soğuk sabahında, bu dört kategoriyi kafamda sırasıyla geçirmeye başladım. “Güçlü yönlerim ne?” diye sordum. “Hangi alanlarda zaaflarım var?” diye düşündüm. “Gelecekte bana neler sunulabilir?” ve “Hangi tehditler beni bekliyor?” soruları kafamı kurcaladı. Birdenbire yalnızca kariyerim ya da eğitimim değil, kişisel yaşamım, ilişkilerim, duygusal halim bile bu dört soruyla aydınlanmaya başladı.
Güçlü Yönlerim: Hayal Kırıklığından Doğan Güç
Birçok insan, güçlü yönlerinin farkında bile olmayabilir. Benim için de bu bir keşifti. Son birkaç yıldır, Kayseri’deki yaşamımda çok fazla insanla tanıştım, çok fazla anı biriktirdim ama en önemli şey; yazmak oldu. Evet, yazmak. O kadar derin hislerim var ki, biriktirdiğim her anı bir şekilde kelimelere dökmeden rahatlayamıyorum. Bu, benim güçlü yönüm. Anlatamadığım duyguları yazılarla dışa vurmak, en zor anlarımda bile beni ayakta tutuyor.
Ve aslında o kadar da farkında değildim. Kendimi sadece biri olarak tanımlamak, iş ya da okul başarısı gibi şeylere odaklanmak yerine, içsel güçlerimi fark etmek beni inanılmaz rahatlatıyor. Hangi zorlukla karşılaşırsam karşılaşayım, yazmak ve duygularımı dışa vurmak benim yaşam kaynağım olmuş.
Zayıf Yönlerim: Korkularım ve Belirsizliklerim
Ama bir yanda da zayıf yönlerim vardı, ve bunlar bana hayatın her anında karşıma çıkıp beni göğüsleyecek gibi hissediyordu. Kayseri’nin bazen kapanan sokakları, bazen çok fazla seçenek sunan bir dünyada kaybolmamı sağlıyordu. İçimde korkularım vardı; belirsiz bir geleceğe dair büyük bir korku. Her zaman ne olacağını bilmek istiyorum. O an, geleceğe dair net bir yol bulamamak beni oldukça tedirgin ediyordu. İşte zayıf yönlerim burada başlıyordu: Geleceğe dair belirsizliğim ve anı yaşayamama korkum.
Bunları yazmak, bu korkuları kabul etmek biraz olsun rahatlatıcıydı, ama yine de bu korkuların içimde bıraktığı izleri tamamen silemiyordum.
Fırsatlar: Gelecek, Ne Olacak?
Ve sonra, o an. Bir şeyin farkına vardım. Fırsatlar… Şimdi, Kayseri’de yaşayan biri olarak belki büyük bir şehirdeki kadar çok fırsat yoktu, ama kendim için küçük bir alan yaratabilir, yeni fırsatlar keşfedebilirdim. O sabah, kendi hayatımda yeni başlangıçlar yapabilme olasılığını düşündüm. Ne kadar da yalnız olduğumu düşündüğümde, belki de bu yalnızlık, bana özgürlük sunacak bir fırsattı.
Hedeflerim belirginleşmeye başladı. Yazmak, sanatla uğraşmak, bu şehre dair duyduğum duyguları kelimelere dökmek bir fırsattı. Hani bazen hayatınızda bir fırsatınız vardır ama gözünüz onu göremez. O an, tüm kalbimle şunu hissettim: Gelecek ne olursa olsun, fırsatlarımı görmem gerek.
Tehditler: Geçmişin Gölgesi
Ve son olarak tehditler… Kayseri’nin o soğuk sokaklarında, geçmişin gölgesini de taşıdım. Zaman zaman en büyük tehdit, geçmişin beni bırakmamasıydı. Yalnızlık, kaygı, bir gün başarısız olma korkusu, bunlar hep tehditlerdi. Her an, hayatımda geri adım atmamı sağlayacak bir tehdit bulunuyordu. Ama o gün, o SWOT testini yaparken fark ettim: Tehditler aslında benim en büyük öğretmenlerim olmuş. Onlar olmadan bugüne gelmem mümkün değildi.
Sonuç: SWOT’un Gücü
SWOT testi bana çok şey öğretti. Korkularımı, güçlü yönlerimi, zayıf yanlarımı, fırsatlarımı ve tehditlerimi kabul etmek, hayatımda bir denge kurmama yardımcı oldu. Kayseri’nin kışından çıkıp, içsel gücümü keşfetmeye başladım. O günden sonra, her zaman SWOT testi gibi bir duruşla bakıyorum. Bazen kayboluyorum, bazen de umutla bir yol arıyorum ama her zaman SWOT’un bana sunduğu fırsatları unutmuyorum.
Her şeyin ötesinde, kendimle barışmak, duygularımı dışa vurabilmek, her şeyin parçası haline gelmek, işte bu aslında hayatın anlamı.